Sorry, this entry is only available in Turkish. For the sake of viewer convenience, the content is shown below in the alternative language. You may click the link to switch the active language.

Hizmet Hareketi gibi sivil toplumlarda tıkanma ve pörsüme noktalarının, savunma reflekslerinden arındırılmış, bağımsız ve kritik nazarlarca ortaya konması, bu otokritiğin kolektif hale getirilip kurumsallaşması ve iç siyasetin engellemelerine karşı muhafaza edilmesi için neler yapılabilir?

Yukarıdaki soruya cevaben Hizmet Hareketi’ne aşina veya bizzat mensup bir grup katılımcının gönderdiği yorumlar ışığında derlediğimiz bu yazıda, soruda zikredilen tıkanma ve pörsüme noktalarının sebeplerini ve ardından yine soruda geçen bağımsız otokritiğin sağlanması, işletilmesi ve muhafaza edilmesi için ileri sürülen görüş ve teklifleri sunmaya çalışacağız.

Tıkanma ve Pörsümeye Sebep Olabilecek Hususlar

İslamî bir coğrafyada ve hususiyle Müslüman bir cemaat tarafından başta İslam dünyasındaki cehalet, fakirlik ve iftirak gibi çok temel problemlere çözüm bulma idealiyle yola çıkmış, sonrasında dünyaya açılmak ve dünya insanları ve kültürleriyle alışveriş ve diyalog içerisinde bulunmak suretiyle büyümekte ve gelişmekte olan Hizmet Hareketi mensuplarında kısmen bu büyüme ve etkileşim süreci içerisinde çeşitli tıkanma ve pörsümeler baş göstermiştir.

Temelde güzel ahlak ve evrensel insanî değerleri temsil esasına dayalı bu gönüllü fertlerin çeşitli vasıfları nice eserlerde detaylıca anlatılmıştır. Bunların yanı sıra sivil bir topluluk olarak, benimsenmiş hedeflere doğru hareket etme noktasında hem ferdî hem de topluluk olarak ihtiyaç duyulacak ölçü ve düsturlar başta temel İslamî kaynaklarda ve bunların zaman ve şartlara göre yorumlanıp açıklandığı eserlerde ve ayrıca eşya ve hadiseleri detaylıca inceleyen çeşitli ilim alanlarının ortaya koyduğu günümüz etkin metotları içerisinde mevcuttur.

Bu bağlamda, rastlanması muhtemel veya vakî tıkanma ve pörsümelerin başlıca sebeplerinden birisi Hizmet Hareketi için bu temel düstur, öğreti ve metotların sağlam dayanaklar ve temel dinamikler olarak devam ettirilememesi olarak zikredilebilir. Bunun yanı sıra fert bazında hem meslekî alanda hem de Hizmet öğretileri hususunda kendini iyi yetiştirememiş olanların bu tarz tıkanmalara maruz kalma ve hatta sebebiyet verme noktasında ekseriyet arz etmesi de muhtemeldir. Öte yandan Hizmet Hareketi’nin yelpazesi ve hitap ettiği kitleleri göz önünde bulundurursak, hemen her alanda muhatap ve yönetici kitlesinin bazı geleneksel refleksler geliştirebildiğini ve bunun yer yer yapılara zarar verdiğini bir realite olarak gözlemlemek mümkündür.

Bu son hususu şerh eder mahiyette bir diğer madde de büyüyen şeylerin kontrolünün zorlaşmasından ileri gelen handikaplar ile alakalı görülmektedir. Hemen her zaman küçük olan bir yapının kontrolünün kolay olduğu, büyüdükçe bunun da zorlaştığı ifade edilebilir. Büyüyen o yapı genellikle çevresini de çoğaltır – insan, ekipman, olaylar, zorluklar, mutluluklar, hüzünler her biri çoğalarak artar. Buna mukabil kontrol mekanizması, sahiplenme, ilk aşk, değer verme, iletişim, psikolojik destek aynı oranda çoğalabiliyor mu tam aksine azalıyor mu sorusu ise önem arz eder.

Örneğin bir bebeğin her türlü ihtiyacına ihtimamla koşarken ve onunla bolca vakit geçirirken, o büyüdükçe aynı oranda ihtimam göstermeyip, sevdirerek eğitip-öğretmek yerine hep kestirmeden ders verme şeklinde, bizim bildiğimizin doğruluğu havasında onu edilgen bir konuma koyarsak sağlıklı bir fikrî ve psikolojik gelişimi engellemiş oluruz. O duygular içerisinde büyüyen çocuk ‘karşımdaki büyüğüm’ diyerek saygı, korku ve bastırılmışlık psikolojisi içinde artık kendini ifade edemez olduğu gibi pasifliğe ve tembelliğe itilir. Bir diğer örnekte ise ticarî bir müesseseyi ilk kuran kişide var olan heyecan ve acemilik iş büyüdükçe yerini gurura, kendini her şeyin tek kontrolcüsü görmeye bırakabilir. Başkalarının tecrübe, uzmanlık ve tekliflerine yeterince kıymet ve söz hakkı vermeyip işin her türlü kolunu kendi inisiyatifleriyle sürdürmeye ve sonunda da büyüyen yükün altında ezilip iflasa sürüklenmeye yol açabilir.

Bu iki örnekte de vurgulanmak istenen eksiklik, ilgili taraflar arasında diyalog, paylaşım, saygı ve değer verme gibi şeylerin yeterince önemsenmemesi veya işletilmemesi durumudur. Bebek örneğinde büyüyen çocuğun hissiyatı, fikri ve kendine göre değişen realitesi göz önünde bulundurulmaksızın hep tek taraflı bir yönlendirmeye maruz bırakılması; şirket örneğinde de aşırı sahiplenme ve büyüklenme duygusu sebebiyle alması gereken fikir ve desteği ihmal etme durumları söz konusudur.

Bir aile ortamının ve bir şirketin şekillenmesinde önem arz eden hassasiyetler bir tarafa, sivil toplumların oluşma gayesi bir manada, araştırma ve geliştirme içerisinde örnek davranışlarla toplumlara faydalı olabilme, güzeli oluşturma, mükemmeli yakalama olarak düşünülürse, çok daha şümullü hedeflere vabeste ve büyümekte olan bir bünyenin (sivil toplum hareketinin) ihtiyacı olan fikir, aksiyon ve yönlendirme desteğinin kolektif olarak sağlanması sağlıklı ve sürdürülebilir bir gidişat tutturmak açısından çok önemlidir.

Görüş ve Teklifler

Her ne kadar karşı karşıya olunan tıkanma ve pörsüme riski her konum ve vazifedeki kişiler için mukadder olabilse de, yukarıdaki soruya verilen cevaplarda dikkatler genellikle yönetici konumunda olanlara çekilmiş ve çözüm önerileri de bu minvalde ileri sürülmüştür. Fakat unutulmamalıdır ki, problemleri var olan sistemi değiştirmek suretiyle değil, insanı merkeze alarak çözmeye odaklanmış Hizmet Hareketi’nde her fert temsil makamındadır, sorumluluk taşımaktadır ve etkileşimde olduğu insanlara karşı temsil keyfiyeti azamî önem arz etmektedir.

Fertleri bu manada harekete geçirmek üzere önerilen hususlar ‘şahsî gelişim ve kıvam yakalama’ ve ‘yapısal yenilikler’ adı altında iki mecrada ele alınabilir.

Şahsî Gelişim ve Kıvam Yakalama

Şahısları baz alan önlemler bağlamında, küçük şahsî hataların çok büyük falsolara sebep olabileceği ve mesuliyet hasıl edeceği düşüncesinin zihinlerde taze tutulması önemlidir. Bu açıdan, yukarıda bahsedilen Hizmet Hareketi için temel düstur, öğreti ve metotların –eskiden ihtisas diye tabir edilen– Hizmet içi eğitim gayretleriyle işlenmesi ve içselleştirilmesi en az ilk zamanlar kadar elzem gözükmektedir. Zira, Hizmet’e ait yazılı, sözlü ve görsel kaynaklarda ‘yöneticilik’ makamının ‘saltanata’ dönüşmesi, insanlara ulaşma ve hizmet götürme olan esas gaye unutulup dikilen binalara nazarların odaklanması gibi tıkanma ve pörsüme noktalarına çok erken zamandan dikkatler celb edilmiştir. Bu örnekler gibi Hizmet bireylerinde görülebilecek hemen her türlü tıkanma ve pörsüme noktalarına yönelik önlem ve çözümlerin son derece zengin biçimde bu kaynaklarda bulunduğunu hatırlayıp, bunların Hizmet bireyleri tarafından çok dikkatlice sürekli müzakereye ve mütalaaya tabi tutulması da önemli bir ihtiyaçtır.

Öte yandan, istişare müessesesini hakkıyla işletmek, yöneticilerin ve heyetteki fertlerin her zaman kendilerine karşı savcı olmaya çalışması ve eleştiriye açık olması, okunan eserlerdeki değerlerin birer temsilcisi olma gayreti ve bunun çevreye teşviki de şahsî pörsümelere karşı bir nevi elektrik sigortası görevi görecektir. Yine önceki kısımda verilen örneklere istinaden gerek yönetici olsun gerek başka vazifede olsun, egoyla, kibirle, ‘ben bilirim’ edasıyla nelere ne büyük zararlar verilebileceğinin endişesi içinde olunması çok hayatîdir.

Her ne kadar bu kısımda bahsedilen hususlar ‘bağımsız’ bir eleştiri mekanizması görünümünde olmasa da, esasen fertlerin bu hususları nazar-ı itibara aldıkları takdirde hiçbir şeyden çekinmeden ve iç siyasetin engellerine takılmadan hakkın hatırı için gerekli gördükleri itiraz ve eleştirileri ortaya koyabilmeleri tekellüfsüz ve doğal bir otokritik işlevi görecektir.

En nihayetinde, bir sivil toplum hareketinin kendini tanımlama ve bu tanıma uyma gereksinimi gönüllülük esası içinde harekete müdahil olmuş takipçilerine karşı bir yükümlülüktür. Takipçilerini kaybetme tehlikesi bu örgütlerin temel ideal ve değerlerine sıkı sıkıya bağlı kalmalarını gerektiren bir “yaptırım”dır. Bu hassas realite yönetici konumunda olup da eleştiri veya itirazlar karşısında savunma refleksi geliştiren kişilere karşı bir tehdit unsuru olarak kullanılabilmeli, konumlarının hakkını verip vermedikleri sorgulanabilmeli ve yine heyetin istişaresine açılarak karşılıklı anlayış ve uzlaşma ortamı temin edilebilmelidir. Zira, bazen savunma refleksi, baş göstermiş bir problemi idrak edememekten kaynaklanabilmektedir. Bununla alakalı önemli görülen bir husus da Hizmet Hareketi içindeki insanların fikir alışverişinde bulunabilecekleri ortamların çoğaltılması yönündedir.

Yapısal Yenilikler

Yapısal değişiklikler adı altında öne sürülen fikirler de aşağıdaki gibidir.

Sorunun büyük ölçüde meslekî ve Hizmet değerleri açısından donanım eksikliğine ve yöneticilerin savunma reflekslerine dayalı olduğu düşünesine binaen öne sürülen bir fikir Hizmet Hareketi’nde yönetimde bir reform yapılması, liyakat esas alınması ve bunun bağımsız ve kritik nazarlarca denetlenip derecelendirilmesi ve gerektiğinde yöneticilerin görevden el çektirilmesinin meseleyi büyük oranda çözebileceği şeklindedir. Yönetici belli standart ve kriterlerle atandığında o da kendi kadrosunu bir standarta tabi tutacak ve doğal bir kalite kontrol ve liyakat esası ortaya çıkacaktır. Her ne kadar kaliteli hizmet verme hususunda çok önemli bir husus ve ‘işi ehline verme’ şeklindeki ilahî bir düstur olsa da bu liyakat mevzuunda bilerek ve isteyerek liyakatsiz kişilerin istihdam edilmesi gibi genel-geçer bir uygulamanın varlığına hükmetmek haksızlık olur. Zira bazen eldeki imkansızlıklar kısıtlayıcı rol oynamış olabilir. Hizmet’in eğitim kurumlarını örnek verecek olursak, hızla büyüyen bir ihtiyaca binaen yetişen öğretmenlerin mezun olur olmaz aranan kaliteyi haiz olamaması durumunda çok defa vazifeye başlatılıp en kısa zamanda ekstra takviyelerle kendini geliştirip olması gereken kaliteye ulaşması amaçlanmış olabilir. Bununla beraber sebepler noktasındaki eksiklikleri Cenab-ı Allah’ın inayetiyle tamamlayacağına güvenmek de Hizmet insanlarının sığındığı bir dayanak olagelmiştir.

Otokritiğin kurumsallaşması denince konuyu kurumsal bir yönetim bazında ele alan bir görüş de şu şekildedir:

  • Alternatif bir yönetim anlayışı olarak Amerikan kurumsal sistemi incelenip, güzel biçimde kurulup işletilebilir. Kurumsal sistemin özü aslında “cumhurun yönetimi” olması hasebiyle bir yönetim kurulu, onların vazifelendirdiği yöneticiler ve denetim birimi şeklinde tarif edilip istişarenin kurumsal hale getirilmesi sağlanmalı.
  • Bağımsız denetçilerin kurumsal denetlemeleri yönetim kurulu adına yapabildiği ayrı bir denetim ekibi temin edilmeli.
  • Yönetim kurulu, yönetici olarak atayacağı kişi için ülke şartlarını da dikkate alarak kriterler belirlemeli ve bu kriterlere titizlikle uymalı.
  • Yöneticilerin önüne kısa, orta ve uzun vadeli Hizmet takvimi konmalı ve düzenli raporlamalarla gidişat kontrol edilmeli.
  • Mali disiplin yönetim kurulu veya görevlendireceği bir komisyon tarafından çok sıkı denetlenmeli, belli periyotlarla mali raporlar yönetim kuruluna sunulmalı, yatırımlar bu raporlar ışığında ele alınmalı.
  • Hitap edilen toplumun fertleriyle sosyalleşme, onların istek, ihtiyaç ve problemlerini giderme adına görevlendirmeler yapılıp, kurumsal sistem mantığıyla hedef verme, icra ve kontrol etme adına sistemler geliştirilmeli.
  • Hizmet verilen her alanda gidişatı kontrol adına anketler yapılarak, doğru yolda olunup olunmadığının kontrol edilmesi, kılcallardan gelen uyarıların not edilmesi, yönetim politikalarında parametre olarak kullanılması.
  • Felsefe olarak, insanların “idare ediliyoruz” duygusundan daha ziyade, “mürüvvetle muamele görüyoruz” duygusunu hissetmeleri önemli.
  • Zaman zaman Mutezile’ye kayan davranışlardan yani sebeplere çok fazla değer vermeden sıyrılarak Allah’ın bilfiil her an kâinatı yaratıp idare ettiği düşüncesinin hatırda tutulması; İrade-i İlahi’yi unutma vartalarından sakınmak önemli.
  • Dini bazı hususları baskı unsuru olarak kullanmaktan kaçınmak, insanları düşünce, görünüş, inanç ve eğilimlerinden dolayı erken yargılamaya tabi tutmamak, ilk maddelerde belirtilen sistemi yaşatacak ilgili kimselerin huzuru ve ittifakı açısından önemli.
  • Bazı insanlara, onların çocuklarına veya akrabalarına ayrımcılık yapıldığı duygusu veren her tür ima, söz ve davranıştan kaçınılmalı.

Bu şekilde işletilmekte olan Amerikan kurumsal sistemini bir model olarak öne sürmenin yanında belki hal-i hazırda bu maddelerin –şayet uygulanıyorsa– hangilerinin aslıyla veya misliyle uygulandığını görmek ve diğer taraftan da karşılarına önlem olarak sıralanan olumsuzlukların da ne kadar yaygın olduğunu da ortaya koymak Hizmet Hareketi’nin gerçekçi bir resmini çekme adına önem arz etmektedir. Her ne kadar içinden çıktığı kültür ortamının bazı geleneksel reflekslerini ve metotlarını hala içinde barındırıyor olsa da Hizmet Hareketi’nin içinde bulunduğu kültür ve toplumlarla da sürekli aktif bir alışveriş içinde olduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerekir.

Bir diğer bakış açısı da kurumların Hizmet’i temsil etmesi gibi bir önerme yerine başka insanların da ortak payda sayabileceği ilke, prensip ve çözüm yolları üzerine oluşturulmuş kurumlara yoğunlaşması şeklinde.

Öte yandan şahıslardan müteşekkil bir yapının en temel prensibi şahısların gelişimine azami önem vermek olacağından bireylerin Hizmet ile kıymet kazanmak yerine kendi zenginlikleriyle Hizmet’i kıymetlendirmeyi esas almaları belirleyici olmalıdır. Gerçi her şeyin zekâtı kendi cinsindendir fehvasınca Hizmet’te yer alan bireylerden beklenen hep ellerindeki imkân ve nimetler ölçüsünde Hizmet’e katkıda bulunmak olmuştur. Fakat burada belki düşünülmesi gereken bir şey de bir dönemde Hizmet’e dahil olan birçok insanda çeşit çeşit menfaat beklentileri olabileceği ve bu esnada vazife verme noktasında hüsn-ü zann, adem-i itimat düsturu işletilmediği takdirde vazife verilen bazı kişilerin Hizmet Hareketi’nin temel ahlakî değerlerinden uzak hareket etme potansiyelleri ve bunun Hizmet’e zarar verme tehlikesidir.

Son olarak yer vereceğimiz bir husus da yukarıda teklif edilen sistem önerilerini tamamlar nitelikte, kurulan her düzenin veya sistemin zaman içinde güncellenmeye ihtiyaç duyması ile alakalı. Elektronik sistemlerin yazılımlarında gelişim, değişim ve ihtiyaçlara ayak uydurmak için konunun uzmanları tarafından güncellemeler yapıldığı gibi Hizmet Hareketi’nin bir tıkanma ve pörsümeye maruz kalmaması, gelişip ilerlemesi için de müntesiplerinden ve faaliyet alanlarından gözlem ve somut verilere dayalı geri bildirimlere ihtiyaç olacaktır. Daha sonra bu bilgiler ışığında hareketin temel prensip ve doktrinlerini çok iyi bilen ve yaşayan, savunma reflekslerinden uzak, bağımsız bir nazar ile kritiğe tâbî tutabilecek bireylerden müteşekkil bir kontrol mekanizması hayata geçirilmelidir. Bunun başlıca amacı da hareketin temel prensiplerinin muhafazası adına, hareketi kişilerin inisiyatifine bırakmadan, öz değerleri ile hayatta kalmasını sağlamak olmalıdır. Böyle bir kontrol mekanizmasının varlığı iradeleri daima canlı tutabilir, içinde bulunulan kültür ortamı ve zamanın şartlarına göre güncellemeler yapabilir, tıkanma ve pörsümeye giden yolları kapatabilir.

Böylesi bir yapıda yer alacak fertlere gelince, bunlar herhalde en çok zikredilen kalbî ve ruhî hayata riayet eden, metafizik gerilim peşinde, iradelerinin hakkını vermeye azamî gayret eden, temel kaynaklarımıza duygu saffeti ve ihtiyaç tezkeresiyle yönelebilen ve oradan çıkaracağı reçeteleri aksiyon öncelikli düşünce içerisinde ortaya koyabilen, toplumun kabul ve takdirine layık kişiler olsa gerektir.

Soruda geçen bir diğer faktör olan iç siyaset ifadesinin bazı kişilerin şahsî çıkarları veya belli bir rant için engeller ortaya koyduğu şeklinde bir intiba hasıl etmesine karşın açıklık getirilmesi uygun düşecek bir diğer husus da Hizmet Hareketi’nin minimum bürokrasi ile hedefe gidebilme çevikliğinde olması ve bunun bugüne kadar belli alanlarda hızlı ve olumlu yönde mesafe alınmasına vesile olması gerçeğidir. ‘Aksiyon öncelikli düşünce’ tabiriyle özetlenebilecek bu durum yapısal değişikliklerin getireceği her türlü olası hantallığa karşı göz önünde bulundurulması gereken bir durumdur. Ayrıca her eleştiri her zaman haklı ve doğru olamayabileceği gibi her savunma mekanizması da gözü kapalı bir inkâr manasına gelmemektedir.

Nitekim, ihtiva ettiği olumsuz manalar itibariyle iç siyasetin engellerine karşı alınabilecek bazı tedbirler de şu şekilde sıralanabilir: Vazifeye getirilen insanlara tevdi edilen konumun/vazifenin emanet olduğunun vurgulanması; ‘hadim’liğin müdürlük değil ‘hizmet eden/hizmeti öncüleyen’ bir rol olarak görülmesi; ‘Hizmet Rehberi’, ‘İhlas Risalesi’, ‘Uhuvvet Risalesi’, ‘Ölçü ve Yoldaki Işıklar’ gibi temel kaynakların muhtevalarının iç eğitimlerle zihinlerde canlı tutulması, içselleştirilmesi; kişilerin eleştiriler karşısında kendi konumunu veya fiillerini tehdit altında değil yol arkadaşları tarafından bir nevi destek unsuru olarak görmesi sağlanabilir.

Öte yandan eleştirenlerin genelde fiilî olarak işe pek dahil olmayıp sadece fikir beyan etme konumunda olması durumunda ruhlarda tepki hasıl olabilir. Dolayısıyla istişarenin hakkını vermek adına fikir beyan ettiği kadar, yol arkadaşlarına maddî-manevî destek verme noktasında elinden gelen gayreti yapmak ve hatta eleştirdiği hususlarda olması gerekeni bizzat yaşayarak temsil etmek de tesirli bir yöntem olacaktır. Bu cümleden olarak, bağımsız bir otokritik mekanizması ne kadar önemli bir gereksinim ise bu mekanizmanın da belli ölçülere ve Hizmet Hareketi’nin ruhuna uygun şekilde işletilmesi de o derece önem arz etmektedir.

Bu yazıda Hizmet Hareketi içinde bir bağımsız iç kritik mekanizmasının mahiyeti ve icra edeceği rolü, böyle bir mekanizmanın hem şahıslar bazında hem kurumsal olarak yerini alabilmesi için ileri sürülen bazı örnek uygulama ve yenilikleri fikir işçisi katılımcılarımızın görüşleri ışığında iki kısımda toplamaya çalıştık. Bunların yanında Hizmet Hareketi’nin günümüze kadar geliş süreci ve amacı, dayandığı temel prensipleri ve işleyişi itibariyle kendi iç dinamiğinin bazı hususiyetlerini de yer yer nazara vererek bu tarz uygulamaların hayata geçirilmesi noktasında gerçekçi bir bakış açısı ve karşılığı olan bir pratik zemini yakalamak gerektiğini de hatırlatmak istedik.

Subscribe
Beni bilgilendir
guest
0 Comments
Inline Feedbacks
View all comments