Disculpa, pero esta entrada está disponible sólo en Turco. For the sake of viewer convenience, the content is shown below in the alternative language. You may click the link to switch the active language.

Arapça’da k-d-s kökünden türeyen ve ‘temiz ve pak olmak’ manalarına gelen kutsiyet, bir mekan, zaman, kişi yada nesnenin ilahi güçle olan yakın teması neticesi kazandığı ayırt edici hususiyetleri ifade eder. İlahi varlığın ve huzurun maddi-manevi temizliği ve duruluğu bu zaman, mekan, kişi yada nesnelerde benzerlerine kıyasla daha fazla hissedilir.

İnsanın önemli ihtiyaçlarından biri olan mana ve gaye arayışı, kutsalla olan temas ve yakınlık neticesi maddi sınırların daha ötesine geçer ve varlığı tecrübe etme adına kişiye yeni buutlar ve ufuklar gösterir.

Dört Kategori

Bir çok dinde gözlemlenen ve kendisi ile ilahi huzurun daha yakından tecrübe edildiği kutsallık, tezahürleri itibariyle zaman, mekan, şahıs ve nesne kutsallığı olarak dörde ayrılabilir.

İlahi yakınlığın gözlemlendiği bu dört kategorideki varlıklar, kutsallığın bizzat kaynağı değil tecelli platformlarıdır. İnsanlar bu platformlara yakınlaşarak ilahi huzura da yakınlaşmayı ümit ederler.

İslam dininde zaman kutsallığına örnek olarak Ramazan ayı, Cuma günü, Kadir gecesi ve seher vakti verilebilir. Mekan kutsallığına örnekler ise Ka’be, Mescid-i Aksa ve Medine’dir. Şahsi kutsallıklara örnek olarak da peygamberler, veli zatlar, mübarek insanlar, yaşlılar ve çocuklar düşünülebilir. Nesneler ise daha ziyade bu mübarek zatların değdiği ve kutsiyetin belli oranda kendilerine temas ve tecelli ettiği maddi varlıklardır.

Kutsalı Duymada Mütekabiliyet

Kutsiyet ve ilahi huzuru duyma, kutsala yönelen kalplerin duruluğu ve külliyeti nispetinde de artıp azalmaktadır. Temizlik ve duruluk manasına gelen kutsiyet tecelli edeceği platformların da temizlik ve duruluğunu aramaktadır. Bu mütekabiliyet belli oranda bir izafiyet de hasıl etmektedir. Yönelen kalplerin külliyet kesbetmesi ise bir topluluğun benzer oranda duruluğu ve teveccühü ilahi huzuru duyma gayesiyle ve iradi olarak gerçekleştirmesidir. Burada ferdi olarak hissedilen kutsiyetten ve ilahi huzurdan daha fazlası grup olarak hissedilebilir.

Statik ve Mobil Kutsiyet

Diğer bir kategorilendirme ise kutsiyetin statik ve mobil olması üzerinedir. Ka’be gibi mekanlar daha statik bir kutsiyet kaynağı olurken Hz. Musa dönemindeki buluşma çadırı (tabernacle) mobil bir kutsiyet mekanıdır. Bu çadırın kurulduğu mekanda kutsallık en yoğun haliyle tecelli eder. Yeri değiştikçe kutsalın tecelli yeri de değişir. Daha sonra Hz. Süleyman döneminde inşa edilen Süleyman mabedine sabitelenen bu çadır, çevresinin Beyt-i Makdis, yani kutsiyeti haiz ev, olarak isimlendirilmesine sebep olmuş ve mobil halden statik bir hale geçmiştir.

Kişilere Bağlı Kutsiyet

Kişilere bağlı kutsiyet ise o kişilerle beraber hareket etmektedir. Mesela, Kur’an’da geçen Hızır kıssasında balığın canlandığı yer Hz. Hızır’ın bulunduğu yerin nişanesidir. Balık o mekandan dolayı değil Hz. Hızır’ın o mekanda bulunmasından dolayı canlanmıştır. Yani mekan Hz. Hızır’ın huzuru ile kutsiyet kesbetmiştir.

Zamanın Kutsiyeti

Diğer bir ayrım ise zamanlara yöneliktir. Kadir gecesi en yüksek seviyede kutsiyetin hissedildiği zaman dilimi olurken Ramazan, Cuma, seher vakti gibi zaman dilimleri de farklı nispetlerde kutsiyetin hissedildiği anlardır. Bu hissetme yine mütekabiliyet ve niyet esaslarına göre olup, iradi yönelmenin duruluğu nispetinde artıp azalmakta ve subjektif bir tecrübe olarak tezahür etmektedir.

Sohbetler ve Kutsiyet

Kutsiyet arayan gönüllerin kutsiyet ile mülaki olma ve ilahi huzuru hissetme niyetiyle bir araya geldikleri anlar da, hem mobil hem de nispi manada, bir kutsiyet tecelli platformudur. Duruluğu ve niyeti tahrip edecek müdahaleler ve davranışlar olmadığı sürece, kişiler birbirlerinin gönül aynasında ve davranışlarında bu kutsiyet tecellilerini müşahede edebilir ve hissedebilirler.

Kutsiyetle Buluşma

Kutsiyet ve ilahi huzuru daha fazla duymak için Ka’be gibi sabit mekanlara gidilir, mübarekliğine inanılan insanlar takip edilir, Ramazan ve seher gibi vakitler ise beklenir. Namaz kılınan yere ve kutsiyeti duymak için yapılan sohbete ise kutsiyet gelir. Burada namaz kılan yada sohbete katılanlar kutsiyeti cezbeden unsurlar olurlar.

Kutsiyetin Sirayeti

Ayrıca kutsiyetin kişiden kişiye yada kişiden nesneye sirayet etme yönü vardır. İnsibağ kavramı bu sirayeti ifade eder. Ayrıca tokalaşmak, kucaklaşmak, dokunmak, görmek, tatmak bu sirayetin çeşitli geçiş yollarıdır.

Kutsiyetin Artıp Eksilmesi

Kutsiyet tecellisi kimi zaman, mekan ve şahıslarda sabit kalırken, kimilerinde de artıp azalmakta ve bazen de yitirilmektedir. Yönelmenin ve kalbin duruluğu, mekanın kullanım şekli ve zamanın değerlendirilmesine göre bu artma ve azalma söz konusudur.

Sabit, mobil ve nispi haliyle kutsallık, ilahi huzuru arayan fertlerin gönlünde beliren duruluk, temizlik, ferahlık, itminan ve hafiflik gibi duyguların tamamını ifade eder. Subjektif bir tecrübe olan bu his, hisseden kişi, hissedilen zaman, mekan, şahıs ve nesneye göre farklılıklar arz eder. Bu subjektiflikle beraber, bir çok dinde ve toplumda bir kısım yerler, zamanlar, şahıslar ve nesneler kutsiyete yakınlaşma ve ilahi huzuru duyma vesilesi olarak kabul görürler.

Bu Yazıyı Alıntıla:  

Yasir Bilgin, "Mobil, Statik ve Nispi Kutsallık," CRISD Blog, 20 de marzo de 2018, http://blog.crisd.org/es/2018/03/20/mobil-statik-ve-nispi-kutsallik/.

Subscribe
Beni bilgilendir
guest
0 Comments
Inline Feedbacks
View all comments