VARSAYIMLAR

  • Geçmişimiz, şu anki mevcut durumumuzu etkiler.
  • Değişim mümkündür; bireyler farklılaşma (differentiation) ve kendi şahsiyetlerini inşa etme hususunda ilerleme kaydedebilirler.
  • Farklılaşma: Yüksek endişe ve duygusal baskı anında dahi kendi kimliğini ve tercihlerini reaksiyona girmeden muhafaza edebilme ve otonom duruşunu yitirmeme becerisidir. Bir fert bu beceriyi şu şekillerde geliştirebilir:
    • İçinde neşet ettiği aile sisteminden ve zorluklarından kaçmadan kendini koyduğu yer, değer ve konum gibi hususlarda pozitif değişiklikler sağlayarak
    • Sahip olduğu düşünce kalıpları ile duyguları arasındaki otomatik etkileşimlerde değişim ve kontrol sağlayarak
  • Farklılaşma, kişinin iç dünyasında meydana gelir ve zamanla insanî ilişkilerine de yansır. Etkileri itibariyle bu değişim kendi kendini sürekli yeniler.
  • Kaygı ve gerginlikler değişikliğe mâni olur ve değişimi kolaylaştırmak için kaygıların azaltılması gerekir.
  • Hem yüksek derecede duygusal samimiyet hem de yüksek derecede şahsî bağımsızlığın aynı anda kişide bulunabilmesi terapi neticesi erişilmek istenen ideal durumdur.
  • Duygular fizyolojik olarak açıklanabilecek süreçlerdir – duygular derin ya da yüzeysel düşüncelerin ifade edilmesine aracılık yapan ve onları isimlendiren mekanizmalardır.
  • Tezahür eden semptomlar kişinin iç dünyasında cari olan stres, kaygı ve farklılaşma seviyesindeki düşüklüğün göstergeleridir.
  • Herkes belli bir miktar stresle semptom üretir hale gelebilir; farklılaşma seviyeleri yüksek insanlar daha fazla strese karşı koyabilirler ve semptomatik hale geldiklerinde daha hızlı iyileşebilirler.

KAVRAMLAR

  • Samimi yakınlık ve dostluk: Aile içi hedeflenen ilişki modu ve tutumu
  • Bağımsızlık: Kişinin karar verme ve hayatıyla ilgili hususlarda daha otonom hale gelmesi ve aile baskısının kendi iç tercih ve değerlerini kontrol altına almaması
  • Benliğin farklılaşması: Yüksek endişe ve duygusal baskı anında dahi kendi kimliğini ve tercihlerini reaksiyona girmeden muhafaza edebilme ve otonom duruşunu yitirmeme becerisi
  • İlişkiyi kesme: Gerek iç dünya itibariyle gerekse fiziksel manada aileye karşı sergilenen duygusal uzaklaşma hadisesi
  • Üçgenleme: İki kişilik duygusal sistemlerin mahiyeti itibariyle kararsız olduğunu ve stres altında bu stresi aktarıp ikili ilişkiyi rahatlatabilecek üçüncü bir kişiyi ya da faaliyeti ilişkiye dahil etme ihtiyacını ifade eder. (örn: karı koca arasındaki gerginliklerin çocuk olduğunda yönünü ve şiddetini değiştirmesi ve zahiren azalması, gerginliği azaltmak için madde bağımlılığı veya yatıştırıcı alışkanlıklar geliştirmek)
  • Kardeşler arasındaki yer: Kişinin ileriki yaşamında sergilediği fonksiyonlar ve benlik farklılaşma seviyesi çocukken kardeşler arasındaki yerine (en büyük, en küçük, ortanca…) ve aile içinde ifa ettiği fonksiyona ve role (problem çocuk, şaklaban, mutlu çocuk, anaç, gamsız…) göre şekillenir.
  • Füzyon (bireysel ve ilişkiler içinde): Aile içinde çok fazla beraberliğin, tek sesliliğin, kontrolün sergilenip ferdî farklılıkları ve tercihleri tolere edememesi ve kişinin bu ortamda otonom bir şahsiyet geliştirememesi
  • Aile yansıtma süreci: Ebeveynin aralarındaki duygusal problemleri çocuğa yansıtma sürecini ve yollarını ifade eder. Bu yansıtma işlemi aile içinde bir veya daha fazla çocuğun işleyişini bozabilir ve klinik semptomlara karşı savunmasızlıklarını artırabilir.
  • Nesiller arası etkileşim ve tevarüs: Aileye ait bir kısım davranış kalıpları kuşaklar boyunca tekrarlanır. Belirli roller ve üçgenler yeniden ortaya çıkar.
  • Nükleer aile: Baba, anne ve çocuklar
  • Duygusal süreç: Aile içinde duygusallık kaynaklı ilişkiler ağı ve bir mekanizma mevcuttur. Bu mekanizmada her bir fert farklı roller (yatıştırıcı, agresif, hassas, duygusal, haşin, alıngan) tevarüs eder ya da üstlenir.
  • Dört alt kavram: Bunlar insanın kaygılarını yönetme şekilleridir. Bunların hiçbiri kendi başına kötü değildir. Fakat başkalarını dışlamak için kullanıldığında ve bu hususlardaki aşırılık sistem içinde probleme dönüştüğünde bir sorun teşkil eder:
    • Çatışma
    • Kişide işlev bozukluğu
    • Üçgenleme
    • Mesafe-ilişkiyi kesme
  • Toplumsal duygusal süreç: Toplumu birçok ailenin bir araya gelmesinden müteşekkil bir aile gibi düşünebiliriz. Bu kavram bir toplumdaki insanların belirli zamanlarda diğer zamanlara kıyasla daha endişeli ve kararsız olma eğilimi ifade etmektedir.
  • Ayırt edilmemiş aile egosu: ‘Farklılaşamamış aile ego kitlesi’, ‘duygusal sıkışmışlık-beraberlik’ ve ‘farklılaşma eksikliği’ şeklinde de ifade edilen bu kavram, ailenin şahs-ı manevisinde ve ilişkilerinde sağlıksız iç içe geçmişliği, bir kütle halinde hareket etme eğilimini ve otonom hareket edebilme eksikliğini ifade eder.

TERAPİNİN HEDEFLERİ

  • Nihai hedef: kişinin benlik farklılaşmasının, yani düşünce ve duygularını, kendi ile başkalarını ayırt edebilme becerilerinin artması
  • Ara hedef: üçgenlemenin ortadan kaldırılması, gerginliği azaltıp tepkisel davranışlar yerine, makul mukabelede bulunma kabiliyetlerinin geliştirilmesi
  • Duygusal tepkiselliği azaltıp, makul ve ölçülü mukabelede bulunabilmeyi artırma
  • Hayatımızda önemli yere sahip (anne, baba, kardeş, eş vb.) kişilerle olan yakınlığı artırma ve tepkisel olmadan beraber yaşayabilme, konuşabilme, ihtilaflı meseleleri ele alabilme özelliklerini geliştirme

BAZI KAYNAKLAR

Bowen, M. (1978). Family Therapy in Clinical Practice. New York: Jason Aaronson.

Friedman, E. (1987). Generation to Generation: Family Process in Church and Synagogue. New York: Guilford.

Kerr, M. E., & Bowen, M. (1988). Family Evaluation: An Approach Based on Bowen Theory. New York: W. W. Norton and Company.

0 0 votes
Değerlendirin
Subscribe
Beni bilgilendir
guest
0 Commentaires
Inline Feedbacks
View all comments