“Batı’nın tekniği mi ahlakı mı?” yüz yılı aşkın bir süredir cevabı aranan bir sorudur.

Bu soruya verilecek en kısa cevap, teknolojik, sosyal ve ekonomik gelişmelerin ahlaktan bağımsız olamayacağıdır. Çalışma disiplini, iş ahlakı, medeni ilişkiler, eğitimde ciddiyet, bir medeniyetin ilerlemesinin altında yatan gerçeklerdir. Batı bu teknolojik gelişmeye kurduğu bir düzen ile geldi. Adına ne derseniz deyiniz bu bir ahlak düzenidir. İnsanın yaratılışının gereklerine uygun hareket etmesi, uymakta zorunlu oldukları normatif değerler, ve doğru davranış kurallarına uyması onun ahlaki yapısını oluşturmaktadır. Öyleyse bizim tartıştığımız ve eleştirdiğimiz ahlakla bunun arasındaki fark nedir? Neden her iki kültürde de bir ahlak sorununun varlığına inanılmaktadır?

İnsan tabiatının gerekleri, doğru davranış biçimleri veya kurallara uyma konusunda toplumların farklı dönemlerde farklı söylemlerle açıklamalar getirdiklerini görüyoruz. Kimine göre ideal siyasi düzenin sağlandığı toplumlar doğru davranış kurallarına ulaşırlar, kimine göre adil hukuk kural ve kurumları bunu sağlar. Dinler ise genelde tabandan tavana doğru bir kurguyu öngörürler. Bireylerin kendi doğaları (fıtratları) ile uyum içinde olmaları sonucu oluşacak toplum ideal ahlaki düzeni sağlayacaktır. Burada önemli olan ve unutulmaması gereken husus bir eğitim sürecinin gerekliliğidir. Başta ifade edilen usuller devlet ve kanun zoru ile tepeden aşağı kurulabildiği halde, dinlerin ve ahlaki öğretilerin öngördüğü metot uzun ve toplumun her ferdine ulaşmayı öngören bir dönüşüm sürecini gerekli kılar.

DEVLET VE TOPLUMDA AHLAK SORUNU

Geleneksel toplumlar, devlet ve toplumsal ahlaki örgütlenmeler çoğu zaman birbirinden bağımsız gelişmiştir. Zaman zaman farklı örnekler görülse de, devletler kendilerine biçtikleri otorite alanının yanında sivil alana da yer tanıdığı için göreceli olarak başarılı örnekler sunmuştur. Yirminci yüzyıl otokrasileri de kendilerine göre bir ahlak rejimi oluşturmaya çalıştılar.

Devletin dayattığı ahlaki değerler toplumda karşılık bulmaktan oldukça uzak olduğundan ikiyüzlü bireyler üretti. Seküler ideolojilerin yaratmaya çalıştığı ve bireysel ahlakı da düzenleme iddiası ile yola çıktıkları düzenler toplumlarda karşılık bulamadı. Öyle ki değerlerini gelenekten ve dinden aldığını iddia eden rejimler bile tepeden inmeci anlayışları ile toplumda reaksiyonlara neden oldular. Toplum, devletin dayattığı geleneksel değeri dahi reddetmeye başladı.

Siyaset düşüncesinde insan doğasının mutlak iyi veya kötü olduğu önkabullerine göre farklı reçeteler sunulur. İnsan doğası mutlak iyi ise onun iyiliğini devam ettirecek doğal ortamları bozmamak yeterli iken kötü olanın değişmesi oldukça zor olduğundan sıkı kanuni tedbirlerle bunu kontrol altına almak şartı vardır. Modern Batı medeniyeti ikincisine inandığı için kanun ve ödül-ceza sistemi ile toplumu eğitmeyi başarmıştır. Toplumsal ahlak konusunda kurguladığı bu sistem bireysel alana nüfuz edebilecek meşruiyet gücüne sahip olmadığı için de bireysel alanı diğer değer koyuculara bırakmıştır. Batı’da bir zamanlar hem toplumsal tabanı hem de siyasi iradeyi temsil eden din modern dünyaya karşı koyamayarak gerilemiştir.

Nietzche’nin ifadesi ile Hıristiyanlık, tabanın temsilcisi olacakken siyasi otoritenin değer dayatıcısı rolüne soyunması ile kendi kendini değersizleştirdiği için zamanla gücünü ve toplum karşısında meşruiyetini yitirmiştir. Bunun için Doğu’dan bakıldığında Batı’da görülen, sadece bireysel alandaki boşluğun görüntüsünden ibarettir.

Doğu dinleri ve gelenekleri Batı’da olduğu kadar kuvvetli bir sarsıntıya uğramadığı için bireysel ahlaki değerler daha yavaş erozyona uğradı ancak geldiği nokta yavaş da olsa Batı’daki yerin aynısı oldu. Batı erken farkına vardığı için toplumsal değerleri kanunla doldururken, Doğu gelenekten gelen ahlak ile yetineceğini düşünüp bu alanda yavaş davrandı.

Batı sistemlerini ayakta tutacak normatif yapılarını kurup toplumsal düzeni sağlamayı başardığı oranda ilerleme kaydetti, toplum düzenini tamamıyla geleneksel ve yazılı olmayan ahlaki normlar üzerine kuran toplumlar, bu normların etkinliklerini yitirmeleri oranında kontrolü de kaybettiler. Yerlerine yeni normlar ikame edemedikleri için bugünkü çaresizlik ortamı içerisinde bocalamaktadırlar. Otoriter yönelimlerle toplum nezdinde değerlerini de değersizleştirdiklerinden hem toplumsal normlar konusunda hem de bireysel ahlak konusunda bir çaresizlik batağına saplanmış görüntüsü sergiliyorlar.

SİVİL TOPLUM VE DEĞERLER EĞİTİMİ

Modern normlara adaptasyonları ölçüsünde başarılı olan örneklere bakınca görünen iki manzara var. Modern normlara adaptasyonları ölçüsünde başarılı olan örneklere bakınca görünen iki manzara vardır. Birincisi, modern toplumun işleyişine yönelik normatif düzenlemeler ölçüsünde ilerleme, ikincisi, geleneksel normların kontrolünü kaybetmesinden dolayı bireysel ahlakta gerileme. Nereden baktığımıza göre modern toplum algımız da şekilleniyor. İlerlemeci taraftan baktığımız zaman toplumsal düzeni gerekli kılacak değerlerin, (sosyal ahlak, iş ahlakı, vs.) getirdiği noktayı görüyoruz. Bireysel ahlaki değerler açısından (aile, cinsellik vs.) baktığımızda gelenekten uzaklaşma ile karşı karşıya kalıyoruz.

Devletin toplumu dönüştürme gücünün gittikçe azaldığı şu dönemlerde toplumlarda moral değerlerin inşası için alternatif, tabandan tavana eğitim süreçlerine ihtiyaç kaçınılmaz olmuştur. Devletin bir bireysel ahlak düzeni dayatması dönemleri geride kaldığına göre sivil toplumun kendi değerlerini kitlesel eğitim ile sunmasına imkân tanıyan kanalların daha da genişletilmesi gerekmektedir.

Devletin öncelemesi gereken şey ise tarafsız bir toplumsal ahlak düzenini kurmaktır. Bu da kamu otoritesinin kendisine çekidüzen vermesi ile sağlanabilir. Eşitlik ve adalet ilkelerine dayalı sağlam bir anayasal zemin, yaptırım gücü yüksek kanunlar, liyakat esasına dayalı kamu hizmetleri, eğitim ve hizmet alımında adaletin sağlanması ve iş dünyasının sağlıklı işleyişini önceleyen düzenlemeler, özellikle içinde yaşadığımız şu anomali döneminin sonunda hızlı bir şekilde kurmamız gereken toplumsal yapının temel taşları olacaktır.

Subscribe
Beni bilgilendir
guest
0 Commentaires
Inline Feedbacks
View all comments